MKE Ankaragücü’nün Karacabey deplasmanında aldığı 4-1’lik galibiyet, zor başlangıcın ardından ihtiyaç duyulan özgüveni getirebilir. Ancak Bursa’dan dönerken aklımda yalnızca dört gol yoktu. Skorun verdiği mutluluğa rağmen oyunun bazı bölümleri, üzerinde çalışılması gereken eksikleri yeniden gösterdi.
Uzun toplarla rakip savunmayı aşmaya çalışan Ankaragücü, karşılaşmaya tutuk başladı. Karacabey’in on kişi kalmasıyla işler kolaylaştı ve devreye iki farklı üstünlükle girildi. Buna rağmen ikinci yarıda skorun 2-1’e gelmesiyle yaşanan bocalama düşündürücüydü. Sayısal üstünlüğe sahipken oyunu daha sakin yönetebilmek, bu takımın geliştirmesi gereken taraflarından biri.
Tam endişeler artarken Mervan Yusuf Yiğit’in driblinginin ardından gelen gol, takıma yeniden nefes aldırdı. Atakan Güner’in farkı üçe çıkaran golüyle de sonuç kesinleşti. Bu bölüm, bireysel becerinin değerini gösterdi; şimdi ihtiyaç, o becerileri daha akıcı ve güven veren bir takım oyunuyla desteklemek.
Uzun süredir birlikte oynayan bir iskeletin bulunması elbette avantaj. Fakat istikrarı yalnızca aynı isimlerde aramak, formayı zorlayabilecek oyuncuların katkısını sınırlayabilir. Bazen sahada geçici çözümlerle yol alıyormuşuz hissi oluşuyor. Oysa yedek kulübesinde kazanılabilecek oyuncular var. Recep Hoca’nın açacağı yeni alanlar, hem rekabeti hem mevcut kadronun verimini artırabilir.
Bu deplasmanın saha dışında da güzel bir tarafı vardı. Ankara basınının Bursa’da karşılaşmayı takip etmesini sağlayan organizasyon için Başkan İlhami Alparslan’a ve yöneticilere teşekkür ediyorum. Böylesine büyük bir camiayı izleyen gazeteciler olarak önemsendiğimizi hissetmek kıymetliydi.
Şimdi bu galibiyet, iç sahadaki kritik İnegölspor maçı öncesinde hem moral hem başlangıç olmalı. Recep Hoca’dan beklentimiz yüksek; bu kadronun ritim buldukça ilerleyebileceğine inanıyorum. Karacabey’de kazanılan özgüven, Ankara’da daha kararlı bir oyuna dönüşürse galibiyetin asıl karşılığı ortaya çıkacak.