1919 tarihli Ankara 19 Mayıs Stadyumu’nun yerine yapılmakta olan yeni stadyumun yanına, önceden planlanmasına rağmen dış sahanın yapılmaması amatör spor kulüpleri adına büyük bir hayal kırıklığı, hatta açık bir darbe olmuştur.
Zaten saha yetersizliğiyle boğuşan Ankara’da bu karar, yalnızca bugünü değil, Türk futbolunun geleceğini de doğrudan etkilemektedir. Futbolun temel taşı olan, Türk futboluna yarınlar vadeden altyapılar adeta “kırmızı kart” görmüştür. Bugün binlerce amatör sporcu, kısıtlı imkânlarla, çoğu zaman 1’er saatlik antrenman sürelerine sıkıştırılarak spor yapmaya çalışmaktadır. Bu şartlarda gelişimden, disiplinden, sürdürülebilir başarıdan nasıl söz edilebilir?

Peki bu gençlere, bu kulüplere kim sahip çıkacak?
Bir yanda Süper Lig kulüpleri, milyonlarca lirayı gözünü kırpmadan harcayıp yabancı futbolcuları transfer ederken; diğer yanda amatör sporcular kaderlerine terk ediliyor. Oysa futbolun özü, vitrindeki yıldızlardan değil, arka planda emek veren altyapılardan, toprak sahalarda hayal kuran çocuklardan beslenir.
Amatör spor kulüpleri yok sayılarak Türk futbolunun ilerlemesi mümkün değildir. Bugün yapılmayan bir saha, yarın kaybedilecek yüzlerce yetenek demektir. Yetkililerin bu tabloyu görmesi, kısa vadeli projeler yerine uzun vadeli futbol politikaları üretmesi artık bir tercih değil, zorunluluktur.
Aksi halde, Türk futbolunun geleceğine atılan bu gol, ne yazık ki kendi kalemize atılmış bir gol olarak tarihe geçecektir.