Şizofreni, düşünceleri, duyguları ve davranışları etkileyen kronik zihinsel bir sağlık durumudur. Bu durum sanrılar gibi semptomlarla karakterizedir.

Herkes şizofreni geliştirebilir. Çoğu zaman birinin ergenlik döneminin sonlarında ve 30'lu yaşlarının başında gelişir. Türkiye'de ortalama 700.000'in üzerinde insan şizofreni ve diğer psikotik bozukluk tanısı almıştır. Şizofreni kronik seyreden bir bozukluktur ve yaklaşık nüfusun %1'ini etkilemekte olup nokta prevalansı her bin kişide 0.6 dan 8.3'e dek değişmektedir. Bu bozukluğu çevreleyen yanlış anlamalar ve damgalama yaygındır. Sebepleri ve tedavisindeki gelişmelere rağmen bu durum araştırmacılar, sağlık hizmeti sağlayıcıları ve özellikle de onunla yaşayanlar için zorlayıcı olabilir. Şizofreniyi yönetmek sürekli tedavi gerektirir; bu nedenle seçeneklerinizi ve kendinize veya bu hastalıkla yaşayan bir başkasına nasıl yardımcı olabileceğinizi bilmek önemlidir.

Şizofreni belirtileri

Şizofreninin bazı belirtilerini tanımak daha kolay olabilir çünkü bunlar kişinin olağan davranışlarından farklı olarak öne çıkar. Şizofreni belirtileri sıklıkla pozitif veya negatif olarak sınıflandırılır. Bu belirtileri davranışları artıran (olumlu) ve azaltan (olumsuz) belirtiler olarak da düşünebilirsiniz.

Örneğin, pozitif belirtiler genellikle halüsinasyonları veya sanrıları içerir; bunlar herkesin deneyimleyemeyeceği belirtilerdir. Negatif belirtiler, duygu eksikliği yaşamak gibi ortak duyguları, davranışları ve yetenekleri bozar.

En sık görülen erken dönem şizofreni belirtileri şu şekildedir: sosyal hayattan ve arkadaş çevresinden uzaklaşma, sürekli şüphe duyma, kişisel hijyenin azalması, donuk bakışlar, sevinç veya üzüntü gibi duyguların ifade edilememesi, aşırı tepkiler vermek (aşırı gülme veya önemsiz bir olaya ağlama), depresyon, fazla uyuma veya uykusuzluk, garip ve mantıksız açıklamalar, konuşmalar, unutkanlık, konsantrasyon eksikliği, eleştiriye tahammülsüzlük, konuşmada veya seçilen kelimelerde farklılık.

DSM-5'e göre şizofreni tanısı konulabilmesi için bir kişinin aşağıdaki belirtilerden 2 veya daha fazlasını en az 1 ay boyunca çoğu zaman yaşaması gerekir:

  • Sanrılar
  • Halüsinasyonlar
  • Tutarsız konuşma veya konudan konuya hızla geçiş yapan konuşma
  • Motor fonksiyon sorunları veya açıklanamayan ajitasyon veya baş dönmesi veya katatoni gibi ciddi derecede düzensiz davranışlar
  • Negatif belirtiler (örneğin işe, okula gitmek ya da herhangi bir aktiviteye katılmakla ilgilenmeden sadece oturmak)

İlk üç semptomdan (sanrılar, halüsinasyonlar ve dağınık konuşma) en az birinin mevcut olması gerekir. Bu belirtiler hayatınızdaki bir veya daha fazla önemli alanı (işiniz, ilişkileriniz veya genel olarak kendinize bakmanız gibi) önemli ölçüde etkiliyor olmalıdır. Ayrıca en az 1 ay boyunca aktif semptomların olduğu ve 6 ay boyunca sürekli rahatsızlık belirtilerinin olması gerekir.

 

 

 

 

Tanı konulurken gözlemlenen belirtileri sırasıyla açıklayalım:

Sanrılar

Sanrılar, size inançların gerçekliğe dayanmadığına dair kanıt sunulsa bile değişmeyen sabit inançlardır.

İnsanlar aşağıdaki gibi çeşitli sanrılara sahip olabilirler:

  • Zulüm (İnsanlar bana zarar verecek.)
  • Referans niteliğinde (İnsanlar bana gizli sinyaller gönderiyor.)
  • Görkemli (Ben zenginim, ünlüyüm ve dünya çapında tanınıyorum.)
  • Erotomanik (O kişinin bana âşık olduğunu biliyorum.)
  • Nihilist (Dünyanın sonu geliyor!)
  • Somatik (Karaciğerim her türlü zehri zararsız bir maddeye dönüştürebilir.)

 

 

Halüsinasyonlar

Halüsinasyonlar "gerçek dışı" algıları veya başka birinin deneyimlemediği bir şeyi deneyimlemeyi (gerçekte olmayan bir şeyi görmek gibi) içerir. Halüsinasyonlar duyularınızın herhangi birini etkileyebilir, ancak çoğu zaman orada olmayan sesleri duymak gibi işitsel halüsinasyonlar olarak ortaya çıkarlar.

 

Devamı Bölüm-2’de…