Gençlerbirliği Başkanı Osman Sungur, gerçekleşen genel kurulun ardından uzun bir değerlendirmede bulundu. Derlediklerimiz şu şekilde:
-Bundan bir buçuk sene önce Gençlerbirlikliler olağanüstü genel kurulda bir oy farkla şampiyonluğu seçmiş meğer… Fark yaratan o bir kişinin desteğini bütün Gençlerbirliği camiasının bana vermiş olduğu destek olarak bildim.
-Seçildiğim günden beri tek hedefim, şartlar ne olursa olsun, Süper Lig’e çıkmaktı. Gücümüz, bütçemiz elverdiğince Gençlerbirliği camiasına yakışan bir kadro kurduk. Zaman zaman puan tablosunda bize yakışmayan yerlerde yer aldık. Ama sonunda şampiyon olmayı bildik. En başından beri hedefim genel kurula şampiyonluk kupasını getirmekti. Öyle de oldu. Cumartesi günü Gençlerbirliği’ne yakışır şekilde genel kurulumuzu gerçekleştirdik. Sonucu en başından belli, plastik sandalyelerin boş kaldığı, elli yüz kişilik bir genel kurul değil, binden fazla üyemizin salona geldiği, neredeyse bine yakınının oy kullandığı, bizi desteklesinler veya desteklemesinler her isteyenin söz aldığı bir toplantı oldu.
-Ne yazık ki haddini bilmeyen bazıları büyüklerimizi sinirlendirdi. Zaman zaman sesler yükseldi. Bu küçük gerginlikleri de anlıyorum. Herkes üyesi olduğu camiaya hizmet etmek ister. Hele de şampiyon olup, Süper Lig’e çıkmışsa.
-Genel kurul salonuna girdiğimde bildiğim kadarıyla benimle birlikte üç aday yarışacaktı. Ama sonra iki aday sürpriz bir isim etrafında, Nilüfer Bircan hanımefendinin ismi altında birleştiler. Demek ki insanlar aynı hedef için birleşebiliyor.
-Genel kurul sürecinde yaşadıklarımızdan camia olarak ders almalıyız. Yıllar boyunca dargın kalanlar da bir amaç uğruna, nedir o amaç, Gençlerbirliği’ne hizmet etmek için, birleşiyorlarsa genel kuruldan sonra da bütün camia olarak birleşebiliriz. Gençlerbirliği’nin başarısı için hep beraber çalışmalıyız.
-Gençlerbirliği’ne başkan olmayı, kurullarında yer alarak bu kulübe hizmet etmeyi isteyen her üyemizi medeni cesaretlerinden dolayı tebrik ediyorum. Evet, camiamız bizi tercih etti, sevinçliyiz. Fakat şimdi yükümüz daha da ağır, sorumluluğumuz büyük. Ama bizi tercih edenleri mahcup etmemek için sarf edeceğimiz gayret de yükümüzden daha kuvvetli olacak.
-Kulübe yıllarını vermiş bütün arkadaşlarımızın bildiği gibi, futbol eskisi gibi değil, hele Gençlerbirliği hiç değil. Hedefimiz Gençlerbirliği’ni eskiden olduğu gibi kötü gün akçesine sahip, borcu olan değil, kasasında şıkır şıkır milyon Eurolar bulunan bir kulüp haline getirmek. Ancak hedefimizin gerçekleşmesi için tek bir şart var: Gençlerbirliği’mizin o bildiğimiz hâliyle, yine eskiden olduğu gibi, Süper Lig’in demirbaşı olmalı.
-Gençlerbirliği A takımı, her şart ve koşulda Süper Lig’de mücadele etmelidir. Bu mücadelesinden asla vazgeçmemelidir. Gençlerbirliği’nin var olması buna bağlıdır, başka bir çözüme, şu veya bu şahane projeye değil.
-Süper Lig’de mücadele ederken kulübün geleceği için önemli işler yapacağız. Bana bu noktada bir projeniz var mı diye soracak olursanız şunu söylerim: mevcut koşullarda tek projem Gençlerbirliği’ni Süper Lig’de yaşatmaktır. Hep söylediğim gibi bütün diğer projeler bu şarta bağlı
-Önümüzde kısa sürecek bir transfer dönemi var ve kırk, kırk beş gün sonra da lig başlayacak. Her ne kadar genel kurul süreci yaşasak da ben transfer çalışmaları için kulüp çalışanlarına gerekli direktifleri verdim. Hazırlıklarımız tamam. Ama malum iyi futbolcuların her zaman sayısız talibi olacaktır.
-Ancak Gençlerbirliği’nin diğer bazı kulüplerden avantajlı olduğu özellikleri var. Bizimle çalışan futbolcularımız bizde haklarının kalmayacağından emin. Dahası bu kulüpte her zaman bir aile atmosferi var. Bütün bu avantajlarımızla bu sezon için iyi bir kadro kuracağımızdan eminim.