Ankaragücü, 31 Ağustos 1910’da kurulmuş, 100 yılı aşan bir tarih…  
Ankaragücü, sadece bir futbol kulübü değil; Ankara’nın, başkentin kalbindeki umutların, düşlerin, iniş-çıkışların adı. Bugün geldiği noktayı, geçmişin izlerini ve önümüzdeki mücadeleleri düşündüğümde sarı-lacivert formanın “Islak Forma”ya dönüşmesinin öyküsüne bir kez daha dikkat çekmek istedim…
 15 Ocak 2012 Sivas Deplasmanı…
    Sivas'ta inanılmaz bir kar yağmıştı ve Ankaragücümüzün mali durumları çok kötü olduğu için yanlarında yedek forma getirememişti. İkinci yarıda yedek kulübesine sırılsıklam formalarla giden Ankaragüçlü oyuncular kaloriferlerde formaları kurutmaya çalıştılar. Tabi 10-15 dakikada ne kadar kuruyacaksa o kadar kurudu forma ve buz gibi havada o ıslak formayla çıktılar ikinci yarıya. İşte o günkü olay Ankaragücü taraftarının kalbinde yaradır.
Sarı formamız, zor günler geçirilen dönemlerde ıslak formalarıyla maça çıkmak zorunda kalan futbolcularımıza bir övgüdür. Islak Forma olarak adlandırdığımız bu geleneksel forma, her koşul ve imkanda sahada terinin son damlasına kadar mücadele eden futbolcularımızdan ilham alarak tasarlanmıştır. “Islak forma” lafı belki mecazi, ama bu takımın uğruna dökülen teri, mücadeleyi çok iyi tanımlar.
Teknik Direktörümüz Recep Karatepe, takımı yalnızca ligde kalma hedefiyle değil; “İlk 8, ardından play-off ve daha ötesi” hedefiyle kurguladıklarını söyledi. “Ankaragücü büyük camia hedef küçültmez,” dedi.  


Ve hedef; geçmişteki o asil kimliğe, ruhuna dönme arzusu gibi. Kadromuz belki yıldızlarla dolu değil ama yeni başlangıç, azim ve savaşkanlık arayanlar için bir umut taşıyor. Zaten “Islak forma” demek, böyle maçlara, böyle takımlara yakışır.
Önümüzde Ankaragücü — Kepezspor karşılaşması var. Bu maç; sadece üç puan meselesi değil. Aynı zamanda “kendine gelme”, “taraftara umut verme”, “yeni dönem için sinyal” maçı.
Islak forma demek: Kendi toprağının çamurunu üstünde taşımak, şehrin havasını teneffüs etmek, her darbe sonrası yeniden ayağa kalkmak ve küçülmek yerine yeniden büyümek demek.
Ankaragücü’müzde kadro savaşçı, yönetim umutlu, teknik direktör iddialı… Eğer formayı giyen futbolcu, lisansı taşımaya değil, ruhu taşımaya söz vermişse o forma, ıslandıkça anlam kazanır.
    Cuma günü büyük Ankaragücü taraftarını tribünlere tüm ihtişamıyla bekliyoruz. Beraber ıslanmaya, yol yürümeye ve camiamızı yeniden ayağa kaldırmak için her zaman seninleyiz…
    Saygılarımla…