ANKARA SICAĞI FENERE YARAMADI
Gençlerbirliği “Ben Buradayım” Dedi!
Kırmızı-siyahlılar geri düştü, yılmadı; Fenerbahçe’nin hatalarını affetmedi ve 2-1’lik tarihi galibiyetle sezona damgasını vurdu.
Futbolda bazen para, yıldız isimler, büyük transferler ve şampiyonluk hedefleri sahaya çıktığınız anda anlamını yitirir.
Çünkü futbolun bir başka gerçeği vardır:
İnanmak. Mücadele etmek. Doğru zamanda doğru yerde olmak.
15 Ağustos gecesi Eryaman Stadyumu’nda tam olarak bunu yapan taraf Gençlerbirliği’ydi.
Karşısında şampiyonluk hedefiyle sezona giren, kadrosunda Talisca, N’Golo Kanté, Mason Greenwood, Vedat Muriqi gibi önemli isimleri bulunduran Fenerbahçe vardı. Üstelik sarı-lacivertliler maça da istediği gibi başladı ve 13. dakikada Talisca’nın golüyle 1-0 öne geçti.
Ama Ankara’nın çocukları pes etmedi.
Gençlerbirliği, 1-0’dan 2-1’e gelen muhteşem bir geri dönüşe imza attı.
Kırmızı-Siyahlıların Cevabı: “Daha Bitmedi!”
Fenerbahçe’nin golünden sonra birçok takımın psikolojik olarak oyundan düşmesi mümkündü.
Gençlerbirliği ise tam tersini yaptı.
1. dakikada Fenerbahçe’nin savunmadan çıkarken yaptığı hata, Başkent ekibinin beklediği fırsatı doğurdu.
Guendouzi’nin top kaybı sonrasında Oğulcan Ülgün, Koita ve Tongya’nın bağlantısı devreye girdi. Tongya, karşı karşıya kaldığı pozisyonda soğukkanlılığını korudu ve topu ağlara gönderdi.
1-1.

Bu gol yalnızca skoru eşitlemedi.
Gençlerbirliği’ne “Bu maçı kazanabiliriz” inancını da verdi.
Ve ikinci yarıda o inanç sahaya yansıdı.
1. dakikada Abdurrahim Dursun’un sol kanattan yaptığı etkili ortasında Oğulcan Ülgün arka direkte kafayı vurdu ve Gençlerbirliği’ni 2-1 öne geçirdi.
İşte o andan sonra Eryaman’da futbol değil, adeta karakter sınavı oynandı.
Ve bu sınavı geçen takım Gençlerbirliği oldu.
Fenerbahçe’nin En Büyük Problemi: Kendi Hataları
Fenerbahçe’nin mağlubiyetinde Gençlerbirliği’nin başarısını küçümsemek kesinlikle doğru olmaz.
Ancak sarı-lacivertlilerin kendi yaptığı hatalar da bu yenilgide büyük rol oynadı.
İlk golde savunmadan çıkarken yapılan top kaybı bunun en net örneğiydi.
Büyük takımların en önemli özelliklerinden biri, rakibe kolay fırsat vermemektir.
Fenerbahçe ise Gençlerbirliği’ne kendi ayağıyla fırsat verdi.
Üstelik ikinci golde de savunma organizasyonu sorgulanacak noktadaydı. Sol kanattan gelen ortada Oğulcan Ülgün’ün arka direkte rahat şekilde kafa vuruşu yapması, Fenerbahçe savunmasının pozisyon alma konusunda ciddi bir problem yaşadığını gösterdi.
Gençlerbirliği iki önemli fırsat yakaladı ve ikisini de gole çevirdi.
Fenerbahçe ise çok daha fazla hücum etmesine rağmen Gençlerbirliği kalecisi İrfan Can Eğribayat’ı geçmekte zorlandı.
İstatistikler de bunu ortaya koyuyor: Fenerbahçe’nin 11 isabetli şutuna karşılık Gençlerbirliği 3 isabetli şut buldu. Buna rağmen skor tabelası 2-1 Gençlerbirliği lehineydi.
İşte futbol bazen tam olarak budur.
Çok pozisyona girmek değil, doğru pozisyonları değerlendirmek.
İrfan Can Eğribayat: Gecenin Kahramanı
Gençlerbirliği’nin galibiyetinde savunmanın ve hücum hattının başarısı kadar bir başka isim de öne çıktı:
İrfan Can Eğribayat.
Eski takımına karşı sahaya çıkan kaleci, Fenerbahçe’nin baskısı karşısında yaptığı kurtarışlarla takımının ayakta kalmasını sağladı.
10 kurtarış yapan İrfan Can, gecenin en önemli isimlerinden biri oldu.
Özellikle Talisca’nın etkili olduğu anlarda kalesinde güven veren İrfan Can, Gençlerbirliği’nin aldığı üç puanın mimarlarından biri oldu.
Bir kalecinin büyük maçlarda fark yaratması tam da budur.
Talisca Direkleri Dövdü, Gençlerbirliği Fırsatları Değerlendirdi
Fenerbahçe açısından gecenin ironisi de burada saklı.
Talisca golünü attı.
Üstelik maç içerisinde iki topu direkten döndü.
Fenerbahçe oyunu rakip yarı sahaya yıktı, baskı kurdu ve birçok kez Gençlerbirliği kalesini yokladı.
Ajansspor)
Ama Gençlerbirliği savunması geri adım atmadı.
Kırmızı-siyahlılar zaman zaman geriye yaslandı, zaman zaman rakibin baskısını karşıladı ama mücadeleden hiç kopmadı.
Fenerbahçe ise topa daha fazla sahip olmanın karşılığını skora yansıtamadı.
Ve İsmail Kartal’ın Rotasyon Tercihi…
Gecenin en çok tartışılacak başlıklarından biri de kuşkusuz İsmail Kartal’ın kadro tercihi olacak.
Fenerbahçe’nin birkaç gün sonra Lyon ile oynayacağı Şampiyonlar Ligi play-off maçı düşünülerek rotasyona gidildi. Kanté, Greenwood, Kerem Aktürkoğlu ve Vedat Muriqi gibi önemli isimler başlangıçta yedek kulübesindeydi.
Burada İsmail Kartal’a şu soru sorulabilir:
Şampiyonlar Ligi önemli, peki Süper Lig’in ilk haftası önemsiz mi?
Elbette sezonun ilk maçında oyuncu rotasyonu yapılabilir.
Ancak mesele rotasyon yapmak değil, rotasyonun zamanlaması ve dozudur.
Fenerbahçe 1-1’i bulduktan sonra oyunun kontrolünü yeniden eline alabilseydi belki bu tartışma hiç yaşanmayacaktı.
Fakat 56. dakikada Gençlerbirliği’nin ikinci golü geldi.
Ve Fenerbahçe ancak bundan sonra bütün ağır toplarını sahaya sürmeye başladı.
60. dakikada Kanté, Greenwood ve Muriqi aynı anda oyuna dahil edildi. 65. dakikada da Kerem Aktürkoğlu oyuna girdi.
Yani Kartal’ın hamleleri geldi.
Ama soru şu:
Bu hamleler biraz daha erken yapılamaz mıydı?
Özellikle maç 1-1 iken Fenerbahçe’nin oyundaki üstünlüğü yeniden kurması için daha erken müdahale yapılması gerektiği düşünülebilir.
Çünkü 2-1’den sonra yapılan değişiklikler artık oyunu kazanmak için değil, maçı kurtarmak için yapılan hamlelere dönüştü.
Gençlerbirliği’nin Planı Basitti, Uygulaması Mükemmeldi
Gençlerbirliği’nin başarısının en güzel tarafı ise planının karmaşık olmamasıydı.
Savunmada disiplin.
Orta sahada mücadele.
Hücumda cesaret.
Ve en önemlisi:
Fenerbahçe’nin hatalarını beklemek.
Kırmızı-siyahlılar bunu yaptı.
Fenerbahçe savunmadan çıkarken hata yaptı, Gençlerbirliği golü buldu.
Fenerbahçe savunmasında adam paylaşımı aksadı, Gençlerbirliği ikinci golü buldu.
Buna karşılık Fenerbahçe ne kadar baskı kurarsa kursun Gençlerbirliği savunması ve İrfan Can Eğribayat direnmeye devam etti.
Bu nedenle bu galibiyeti sadece “Fenerbahçe kötü oynadı” diyerek açıklamak büyük haksızlık olur.
Gençlerbirliği iyi oynadı, mücadele etti ve kazandı.
Ankara’nın Kırmızı-Siyahlı Gecesi
Belki Fenerbahçe açısından sezonun ilk maçıydı.
Belki şampiyonluk yarışının daha ilk haftasıydı.
Belki önlerinde daha çok uzun bir sezon var.
Ama Gençlerbirliği açısından bu üç puanın anlamı çok daha büyük.
Çünkü karşılarında ligin en yüksek hedeflerinden birine sahip takımlardan biri vardı.
Ve Gençlerbirliği ona şunu söyledi:
“Burası Ankara. Burada kolay maç yok.”
11 yıl sonra sahasında Fenerbahçe’yi mağlup eden Gençlerbirliği, sezona yalnızca üç puanla başlamadı.
Kendisine olan güveni de geri kazandı.
Eryaman’da kırmızı-siyah bayraklar dalgalanırken, Ankara gecesinin kazananı yalnızca skor tabelasında değil, oyunun ruhunda da Gençlerbirliği’ydi. (T24)
Fenerbahçe ise bu mağlubiyetten çok daha fazlasını düşünmek zorunda.
Çünkü kaybedilen yalnızca üç puan değil.
Rotasyonun sınırı, savunmanın kırılganlığı ve büyük hedeflere giden yolda küçük görülen maçların aslında ne kadar büyük olduğu da yeniden hatırlanmış oldu.
Gençlerbirliği ise gecenin sonunda hak ettiği alkışı aldı.
Çünkü Başkent’te bu kez yıldızlar değil, mücadele kazandı.
Gençlerbirliği 2 – 1 Fenerbahçe.
Ve Ankara’da sezonun ilk büyük hikâyesini kırmızı-siyahlılar yazdı.