Eryaman’da Alarm Zilleri: Bu Ankaragücü Şampiyonluğa Böyle Gidemez
Bir maç kaybedildi, evet. Ama mesele sadece üç puanın kaybedilmesi değil. Mesele, Ankaragücü’nün sahada bize ne vaat ettiği.
6 Eylül akşamı Eryaman Stadyumu’nda Ankaragücü’nün karşısında Ankara Demirspor vardı. Sezonun ilk maçıydı. Tribünlerde beklenti büyüktü, hedef belliydi: Şampiyonluk.
Fakat sahadaki Ankaragücü’nün görüntüsü, şampiyonluk hedefindeki bir takımın görüntüsünden uzaktı.
Ve sonunda 90+3’te gelen golle Ankara Demirspor sahadan 1-0 galip ayrıldı.

Şampiyonluk isteyen takım böyle mi oynar?
Ankaragücü’nün en büyük problemi dün gece sadece gol atamaması değildi.
Asıl problem, golü bulmak için sahada yeterince güçlü bir plan ortaya koyamamasıydı.
Topa sahip olmak tek başına futbol değildir.
Rakip ceza sahasına yaklaşmak tek başına hücum değildir.
Rakip kaleye birkaç kez gitmek de şampiyonluk futbolu değildir.
Şampiyonluk hedefliyorsanız rakibinizi kendi sahasına hapsetmeniz, oyunun temposunu belirlemeniz ve özellikle böyle bir iç saha maçında rakibe “Buradan puan alamazsın” hissini vermeniz gerekir.
Ankaragücü bunu yapamadı.
Maç uzadıkça tribünde “Bir gol gelir mi?” beklentisi oluştu. Ancak sahadaki futbol, “Gol atacağız” güveninden çok “Acaba bu maç böyle mi bitecek?” endişesi verdi.
Ve öyle de olmadı.
Çünkü Ankara Demirspor son dakikada fırsatı buldu ve değerlendirdi.
90+3’te gelen gol, aslında 90 dakikanın özeti
Semih Akyıldız’ın 90+3’te attığı gol, Ankaragücü açısından sadece bir savunma hatasının sonucu olarak görülmemeli.
Çünkü bir takım kendi sahasında oynadığı maçın son dakikasına kadar rakibine karşı üstünlüğünü kuramamışsa, karşılaşmanın son bölümünde her türlü tehlikeye açıktır.
Ankara Demirspor bekledi.
Ankaragücü ise üretmek zorunda olmanın baskısını taşıdı.
Sonunda hata yapan taraf Ankaragücü oldu.
Futbolda bazen son dakika golü tesadüf değildir. 90 dakika boyunca rakibinizi bitiremezseniz, rakip de sizi bir anda bitirebilir.
Şampiyonluk hedefleyen bir takım, kendi sahasında Ankara Demirspor karşısında neden rakibine son dakikaya kadar umut verecek kadar etkisiz bir görüntü sergiledi?
Bunlar cevaplanması gereken sorular.
Çünkü sezon sonunda “İlk hafta kaybettik, telafi ederiz” demek kolaydır.
Fakat futbol bize defalarca gösterdi:
Şampiyonluklar büyük ölçüde böyle küçük görünen maçlarda kaybedilen puanlarla kaçar.
SÖYLEYİN TARAFTAR DAHA NE YAPSIN?
Taraftara da artık “sabır” demek yetmez
Ankaragücü taraftarı sabretmeyi zaten biliyor.
Bu taraftar yıllardır takımının peşinden gidiyor.
Yağmurda, soğukta, deplasmanda, kötü günde…
Ancak taraftarın istediği sadece mücadele eden bir takım değil.
Hedefi olan bir takım görmek istiyor.
Daha ilk haftadan panik yok ama ciddi bir uyarı var
Şunu da hakkaniyetli söylemek gerekiyor:
Bu sadece sezonun ilk maçı.
Bir mağlubiyetle şampiyonluk hedefinden vazgeçilmez.
Ancak bir mağlubiyetin içindeki futbolu görmezden gelmek de büyük hata olur.
Ankaragücü’nün önünde uzun bir sezon var. Fakat bu sezonun sonunda hedef gerçekten şampiyonluksa, Eryaman’daki 0-1’lik mağlubiyet bir dönüm noktası değil, bir uyarı olmalı.
Çünkü dün gece Ankara Demirspor üç puanı aldı.
Ankaragücü ise sadece üç puanı değil, taraftarının güvenini de biraz olsun kaybetti.
Ve güveni yeniden kazanmanın tek yolu açıklama yapmak değil.
Sahada cevap vermektir.
Bir sonraki maçta.
Bir sonraki pozisyonda.
Bir sonraki mücadelede.
Çünkü Ankaragücü’nün adı büyük.
Hedefi büyük.
Taraftarının beklentisi büyük.
O halde sahadaki futbol da buna yakışmak zorunda.
Dün Eryaman’da kaybedilen sadece bir maçtı. Ama eğer gerekli ders çıkarılmazsa, kaybedilen şey sezon sonunda çok daha büyük olabilir.
Şimdi söz futbolcularda, teknik heyette ve yönetimde.
Ankaragücü’nün gerçekten şampiyonluğa oynayıp oynamadığını bundan sonraki haftalar gösterecek.