Süper Lig’in 3. haftasında Kırmızı-Kara, son iki haftadır kaybeden ve Burak Yılmaz gibi hücum futbolunu benimseyen bir takımla karşılaştı. Ne yazık ki yine elimiz boş döndük. Bu yenilgi, sadece bir maç kaybı değil; aynı zamanda takım adına ciddi soru işaretlerinin de bir göstergesi oldu.

Maça istekli ve etkili başlayan takımımız, erken bulduğu golle umut verdi. Ancak golün ardından anlam verilemeyen bir şekilde geriye yaslanma refleksi, oyunun tamamen ceza sahamıza hapsolmasına neden oldu. Bu kadar kırılgan bir defans anlayışıyla maç kazanmak zaten mümkün değil.

Maç içinde sonucu değiştirebilecek pozisyonlar da yakaladık ama o anlarda devreye giren şey yalnızca "beceriksizlikti". Özellikle son dakikalarda Malepa’nın yaptığı amatörce hata hem kendini hem de tüm takımı yaktı. Bu seviyede bu tür hataların telafisi yok.

Ancak belki de en büyük sorun teknik direktör Hüseyin hoca... Ne yazık ki hâlâ kafası karışık. İlk 11 tercihleri, oyuncu değişiklikleri tam anlamıyla rezalet. Maçın kırılma anı ise bana göre Metehan’ın oyuna alınmasıydı. O dakikadan sonra adeta "Gaziantep gel, bu maçı al" dedik. Ve aldılar.

Hocam, artık tehlike çanları yüksek sesle çalıyor. Önümüzde Fenerbahçe gibi bir rakip var. Bu oyun anlayışıyla o maçta da kaybedersek tribünler sabrını yitirir, tepkiler artar. Bu lig 1. Lig değil, Süper Lig! Buraya 1. Lig kafasıyla gelirseniz, bu lig sizi acımadan ezer.

Size her türlü destek ve zaman verildi. Ama artık şapkanızı önünüze koyup hatalarınızı açıkça görmeniz gerekiyor. Aksi takdirde geri dönüşü olmayan bir yola giriyoruz. Taraftar sabırlıdır, ama umutsuzluğa da kolayca düşer. Lütfen artık bu sorumluluğun farkına varın.