Gençlerbirliği, yeni sezonun ilk maçında Samsunspor’a 2-1 mağlup oldu. Elbette henüz sezonun başı. Bu tür maçlara "nazarlık" ya da "yol kazası" diyebiliriz. Ancak sahada gördüklerimiz, basit bir kayıptan çok daha fazlasını düşündürdü.

Takım maça oldukça tutuk başladı. Açıkçası hâlâ 1. Lig temposunda gibi göründüler. Hız eksikliği barizdi ve Samsunspor’un fiziksel üstünlüğü her alanda hissedildi. Üstelik karşınızda geçen sezonun en iyi takımlarından biri olan, kadrosunu büyük ölçüde koruyup üzerine kaliteli takviyeler yaparak Avrupa kupalarına hazırlanan bir takım varsa, bu seviyede oyuna başlamak ciddi sonuçlar doğurur.

Hüseyin hoca, böylesine güçlü bir rakibe karşı oldukça şaşırtıcı bir ilk 11'le sahaya çıktı. Doğrusu, bu kadro Samsunspor gibi bir takıma karşı sizi paramparça ederdi ama sahada çıkana kadar Etebo ve Suzek adeta birer duvar gibi durarak takımı ayakta tutmayı başardı.

Ancak ofansif anlamda Gençlerbirliği çok etkisizdi. Özellikle Fıratcan’ın sahada kaldığı süre boyunca neredeyse hiçbir katkı verememesi dikkat çekiciydi. Hüseyin hocanın bu performansa ne kadar sabredebildiğini anlamak zor.

Yine de "ilk maçın günahı olmaz" diyerek büyük resmi görmekte fayda var. Fakat bu maçın da mutlaka bir ders olarak alınması gerekiyor. Özellikle teknik heyetin bu maçtan önemli çıkarımlar yapması şart. Takımı her hafta baştan yaratmak yerine, istikrarı sağlamak çok daha değerli olacaktır.

Yeni transferlerin takıma dahil olmasıyla birlikte oyun kalitesi artacaktır. Ancak bu isimlerin bir an önce sahaya adapte edilmesi gerekiyor. Ligin bu seviyesinde zamanla yarışılıyor ve kaybedilen puanların telafisi zorlaşıyor.

Sonuç olarak, evet bu maç bir nazarlık olsun. Ama aynı zamanda bir uyarı da olsun. Hatalar erken yapılırsa, sezonun geri kalanı kurtarılabilir. Gençlerbirliği'nin potansiyeli yüksek, önemli olan bu potansiyeli sahaya yansıtabilmek.