Bazen kazanamıyorsan, kaybetmemek en büyük kazanımdır. Gençlerbirliği için tam da öyle bir maçtı bu. Rakip, taş gibi bir takım: Alanyaspor. Zor deplasman, güçlü rakip ve sahada ayakta kalmayı başaran bir Gençlerbirliği vardı. Bu şartlarda alınan 1 puan küçümsenecek bir sonuç değil; aksine, değerli bir direnç göstergesiydi.
Maç genel olarak orta alan mücadelesi şeklinde geçti. Oyunun temposu zaman zaman düşse de, özellikle Niyang ve Onyekuru'nun uyumu dikkat çekiciydi. Birkaç pozisyonda birlikte hareket ederek tehlikeli anlar yarattılar. Bu ikilinin uyumu gelişirse, Gençlerbirliği adına hücumda çok şey değişebilir.

Ve Hagi... Ama bu sefer Gheorghe değil, oğlu Lanis Hagi. Babasına adeta nazire yaparcasına klas bir golle sahne aldı. Kalite bazen genetik bir mirastır, bunu bir kez daha gördük. Gol sonrası sevinci, futbolun romantik yanını hatırlattı.
Gençlerbirliği savunma anlamında da başarılıydı. Takım savunması iyi çalıştı ama bireysel olarak öne çıkan isim şüphesiz kaleci Erhan’dı. Kritik anlarda yaptığı kurtarışlarla adeta 1 puanı kurtaran isim oldu. Gününde bir kaleci, takımı ipten alabilir; Erhan da bunu yaptı.
Metehan'ın ikinci yarıda oyuna girişiyle Gençlerbirliği daha fazla ileriye çıkmaya başladı. Bana göre Metehan’sız bir ilk 11, her zaman bir eksikliktir. Sahaya kattığı enerji ve oyun aklı takımı pozitif anlamda etkiliyor.
Şimdi önümüzde milli ara var. Hüseyin hoca da maç sonunda altını çizdi: “Kaybetmemek önemlidir.” Bu ara, takımın toparlanması, eksiklerin giderilmesi için bir fırsat olacak.
Sonuç olarak Gençlerbirliği, zor bir deplasmandan değerli bir puanla döndü. Kazanmak kadar kaybetmemek de önemlidir. Bu maç, bunu gösterdi.
Tebrikler kırmızı kara!