Ne yazacağımı gerçekten bilmiyorum…

Bir takım sürekli ölüm kalım maçına çıkıp her seferinde mi kaybeder?
Eğer o takım Ankaragücü ise… evet, maalesef kaybeder.

Geçen hafta İnegöl maçı finaldi. Kaybettik ama umutlarımızı tamamen yitirmemiştik. Çünkü inanıyorduk… Şanlıurfa’nın, Muğla’nın puan kaybedeceğine inanıyorduk. Biz gazeteciler inanmıştık. Tribün inanmıştı. Şehir inanmıştı.En çok da bir kişi inanmıştı:
Başkan İlhami Alparslan.

Bu camiayı yeniden ayağa kaldırmak için büyük mücadele veren başkana yapılan en büyük haksızlık ise sahadaki oyuncu grubundan geldi. Çünkü bu takım buraya kolay gelmedi. Sayısız kriz atlattı, yokluk gördü, mücadele etti. Recep Hoca elinden geleni yaptı. Takımı bir noktaya kadar taşıdı. Ama artık gerçeklerle yüzleşme zamanı geldi: Şapkayı önümüze koyma zamanı.

Maça önde başladık. Golü bulduk. İçimden “İşte gerçek Ankaragücü bu, fark gelecek” dedim. Ama yine aynı hastalık…Gol atamama hastalığı. Artık “kaçırdılar” demiyorum. Sanki atmak istemediler gibi geliyor insana. Bu kadar net pozisyonlar harcanmaz. Bu kadar fırsat çöpe atılmaz. Bir sezonun kaderi bu kadar kolay bırakılmaz.

Sahaya baktığımızda bir gerçek daha net görünüyor: Teknik heyetin oyuncu grubu üzerindeki etkisi yeterli değildi. Oyuncular zaman zaman başına buyruk görüntü verdi. Disiplin ve aidiyet eksikliği sezonun en büyük problemi oldu. Açık konuşalım…

Bu takım Play-Off’a çıkmayı gerçekten istedi mi?

Sahadaki görüntü, taraftarın yaşadığı hayal kırıklığı ve sezonun kırılma anları bize başka şeyler söylüyor.

Artık transfer yasağı sürecinin bitmesini beklemek gerekiyor. Başkanın daha karakterli, daha mücadeleci ve Ankaragücü formasının ağırlığını bilen oyuncular kurması şart. Çünkü Ankaragücü;

  • Prim pazarlığı yapılacak bir yer değildir,
  • Şantaj kaldıracak bir camia değildir,
  • Mücadeleden kaçılacak bir kulüp hiç değildir.

Formayı giyen herkes önce şunu öğrenmeli: Ankaragücü sadece bir takım değil, bir karakterdir.

Erbaa deplasmanında yaşananlar ise futbol kültüründen uzak görüntülerdi. Futbol rekabettir ama saygı olmadan hiçbir anlamı yoktur. Büyük camialara karşı sergilenen tavırların futbolun ruhuyla ilgisi yoktur.

Peki tamamen kayıp bir sezon mu?

Hayır.

Bu sezon Ankaragücü tecrübe kazandı.
Bazı oyuncular gelişti.
Yönetim kriz yönetmeyi öğrendi.
Camiaya yeniden umut geldi.

Belki Play-Off kaçtı ama şehir yeniden futbol heyecanını yaşadı.

Şimdi yapılması gereken belli:

Daha güçlü bir yönetim aklı,
Daha disiplinli bir takım,
Daha karakterli bir kadro…

Çünkü Ankaragücü düşmez. Yıkılmaz. Sadece yeniden ayağa kalkacağı günü bekler.

Ve o gün… çok uzak değil.