Ankaragücü için sezonun belki de en kırılgan, en belirleyici maçlarından biriydi. Rakip, aynı kentin iki ezeli ama ebedi dost takımı arasında geçen o meşhur başkent derbisinde puan Gençlerbirliği’nin, acı ise Ankaragücü’nün hanesine yazıldı: 3-0.
Ancak skorun ötesinde anlatılması gereken çok şey var.
Çünkü Ankaragücü sadece üç gol yemedi, bir sezona yaydığı bütün umutlarını, direncini, karakterini de bu sahada bıraktı.
Nereye Kadar Sabır?
Taraftar, haftalardır kötü futbola tahammül ediyor. Ancak bu kadar ruhsuz, bu kadar organizasyondan uzak bir görüntüyü kabul etmek artık mümkün değil. Orta saha yok, hücumda fikir yok, savunma desen... dağınık. Herkesin sorduğu tek bir soru var: Bu takım ne oynamaya çalışıyor?

Gençlerbirliği Ne Yaptı?
Fazla bir şey değil aslında. Sadece akıllı oynadı, topun kıymetini bildi ve organize ataklarla Ankaragücü’nün dağınıklığını cezalandırdı. Yani bir maç kazanmak için ne gerekiyorsa onu yaptı.Hatta Sıkmadı biraz yüklense 5 6 olacaktı maç. Ama ezeli dostunada saygı gerekirdi onu yaptı.
Bu Maç Sadece Bir Mağlubiyet Değil
Bu mağlubiyet; inancın kırıldığı, teknik heyetin sorgulandığı, futbolcuların aidiyetinin tartışıldığı bir kırılma noktası olabilir. Eğer kulüp içinde ciddi bir silkelenme yaşanmazsa, sezon sadece sportif olarak değil, kurumsal olarak da büyük hasar alabilir.
Son Söz
Ankaragücü’nün en büyük gücü her zaman taraftarı olmuştur. Ancak unutulmamalı: Taraftar, karşılık görmek ister. Mücadele, direnç, en azından niyet... Şimdi o formayı giyen her futbolcunun şapkasını önüne koyup düşünme zamanı.
Yoksa bu sezon, sadece kötü oynanarak değil, hiç oynamadan kaybedilecek.