Nereden başlasam bilemiyorum…
Tam “yönümüz yukarıya döndü” diyoruz, bir şekilde çakılıyoruz. Üzülüyoruz, kahroluyoruz. İki hafta önce Şanlıurfa’yı sahadan silen, geçen hafta Kastamonuspor’a sahayı dar eden takım gitmiş; yerine sıradan bir lig takımı gelmiş.

Muğlaspor disiplinli bir ekip. Dinç, dinamik ve güçlü oyunculardan kurulu. Ama bizim takım öyle değil mi? Her biri üst liglerin tozunu yutmuş, deneyimli, kaliteli futbolcular. Fakat maalesef yine yenildik. En acısı da, rakip sadece bir kez geldi ve attı gitti. Sonrasında “sağa yat, sola yat, sert savunma yap” anlayışıyla maçı kopardılar.

Bu Lig’de işler böyle yürüyor maalesef…
İyi oyuna puan yok! Bir de üstüne rezalet bir hakem yönetimi eklenince, kazanmak gerçekten çok ama çok zor. Bu kadar kötü, bu kadar basiretsiz bir hakem yönetimi olamaz. Oyunu oynatmamak için her düdüğü çalan, her itirazda kartına sarılan bir yönetim vardı sahada. Böyle maç yönetmek değil, oyunu katletmek olur. TFF’ye de artık bir çift sözüm var: Ankaragücü düşmanlığını bitirin! Bu kadar uzun süren cezalar, bu kadar keyfi uygulamalar artık kabul edilemez.

Gelelim takıma…
Resmen beceri eksikliğimiz ve telaşımız göze battı. 18 içine giriyoruz, sanki sınır anlaşması varmış gibi tekrar orta sahaya çıkarıyoruz. Miraç sahada yok! Sürekli övdüğümüz Mervan da bu kez “Deli Dumrul” gibiydi; ne yaptığını bilmez bir halde. Takımın en iyisi, İsmail ve sürekli eleştirdiğim Mesut Emre Kesik olduysa, siz düşünün durumumuzu. Mesut'unda hakkını vereyim bu maçta baya iyi idi. Kötü oynayınca eleştirğim gibi iyi oyununda övmek borcumuz.

Basit, net, kolay pozisyonlar bulduk ama beceriksizlik diz boyu. En kötüsü ise, maçı kaybettiğinin farkında olmayan bir oyuncu grubu. Bu çok ama çok ciddi bir uyarı sinyali.
Bir sıkıntı var, bu belli. Ama sorun nerede? Yönetimde mi, teknik kadroda mı, yoksa oyuncularda mı? Henüz kimse bilmiyor…

Şimdi önümüzde çarşamba günü Ankara derbisi var: Sincan Belediyesi Ankaraspor!
Taş gibi bir takım, bu ligin açık ara favorilerinden biri. Kazanır mıyız, bilinmez. Ama kazanan Ankara olursa, hiçbir taraftar üzülmez. Yine de Ankaragücü için Beykoz Anadolu maçı çok büyük önem taşıyor.

Son olarak yönetime birkaç kelam:
Kulüp yönetimine geleli neredeyse bir ay oldu, ama hâlâ ne ortadasınız ne meydanda. Hep kapalı kapılar ardında, dedikodularla yönetilen bir yapı var. “Paramız var” dediniz ama primler hâlâ eksik, oyunculara verilen sözler tutulmuyor.
Hazır paranız var diyorsunuz, o zaman nerede bu para vadede mi, yoksa yastık altında mı?
Artık şu işleri çözün, verdiğiniz sözleri tutun. Taraftarın ve camianın sabrı tükeniyor.