Ankaragücü, ligde yaşadığı hayal kırıklıklarının ardından Ziraat Türkiye Kupası'nda da 3. Lig ekibi Karabük İdman Yurdu karşısında sahadan mağlubiyetle ayrılarak erken veda etti. Birçok taraftar için sürpriz, bazıları için ise beklenen bir tabloydu bu. Çünkü bu genç ve dinamik kadroda bir şeyler eksik. Eksik olan sadece tecrübe değil; sahada sorumluluk alacak bir lider, takımın yükünü çekecek bir forvet, oyunu çevirecek bir beyin eksik.

Recep ve Atakan gibi isimler ellerinden geleni yapıyor elbette. İyi niyetli, istekli ve potansiyel sahibi futbolcular. Ancak o beklenen sıçramayı ne zaman yapacaklar, ne zaman "olmuş" diyeceğiz, işte orası meçhul. Belki zamanla… Ama gerçek şu ki, ne camianın ne de tribünlerin bu sıçramayı bekleyecek sabrı kalmadı.

Yönetim ve teknik kadro da zaten sayısız sorunla mücadele ederken bir de bu durumla baş etmeye çalışıyor. Ellerindeki malzeme belli. Ne bir Messi var kadroda, ne Arda Güler, ne de bir Icardi. Genç çocuklarla, kısıtlı imkanlarla mücadele ediyorlar. Bu şartlar altında en iyisini yapmaya çalışıyorlar, buna da kimsenin şüphesi olmasın.

Ama bu mağlubiyet kötü mü oldu? Hayır. Aksine, bu tarz resmi maçlar hazırlık karşılaşmalarından çok daha fazla şey öğretir takıma. Bu tür maçlar, takımın tüm defolarını ortaya çıkarır ve teknik ekibe net fotoğraflar sunar. Belki de bu yenilgi, uzun vadede Ankaragücü için bir dönüm noktası olabilir. Yeter ki doğru dersler çıkarılsın.

Burada bir parantez de taraftara açmak gerekiyor. Evet, takım iyi gitmiyor olabilir. Ama Ankaragücü taraftarı, bugüne dek hep zorlukta en büyük gücü olmuştu bu kulübün. Şimdi sınıfta kalıyor gibiler. Bu takımın en çok ihtiyacı olan şey, tribün desteği. Moral, motivasyon. Özellikle bu genç oyuncular için…

Ve bir çağrı da hocamıza:
Futbolcular sahada büyük bir baskı altında. Gencecik çocuklar, sizden öyle korkar hale gelmiş ki, ayakları titriyor. Sorumluluk almaktan çekiniyorlar. Sizin burada yapmanız gereken şey, onları rahatlatmak. Onlara güven vermek. Korkuyu değil cesareti aşılamak.

Çünkü bu işin kıvılcımı bir galibiyetle çakacak. Sonra arka arkaya bir-iki maç… Bir anda her şey çok daha iyi olacak. Bu takımın ışığı var, potansiyeli var. Ama biraz sabır, biraz destek, biraz da inanç gerekiyor.

Ankaragücü asla yalnız kalmamalı. Bu kulüp, umudunu kaybettiği gün kaybeder. Bugün değil…