Nereden başlasam bilemiyorum...
Karaman deplasmanına çıkarken herkesin aklında tek bir şey vardı: “Bu maçta 3 puan cepte.” Ancak futbolun güzelliği de acımasızlığı da burada. Sahadan 1 puanla dönerken, “kazanarak” diyorum çünkü son haftaların formda ismi Görkem, resmen son dakikada takımı ipten aldı.

Ama bu, sevineceğimiz bir sonuç mu?
Bu kadar lakayıt, bu kadar umursamaz bir ileri hattı izlemek gerçekten can sıkıcı. Sanki bu takım şampiyonluğu garantilemiş gibi, “maç bitse de eve gitsek” havasında dolaşan oyuncular görmek, Ankaragücü armasına gönül veren herkesin içini acıtıyor.

Haftalardır yazıyorum, söylemekten dilimde tüy bitti:

“Atan ve tutan çok önemli.”
Bugün yine karşımıza çıktı.
Tutanımız harika, atanımız yok. Yok, yok, yok!

Ankaragücü’nün şanlı tarihinde nice futbolcular geldi geçti.
Kimi çok iyiydi, kimi kötü… Ama hepsi formanın hakkını verdi, terinin son damlasına kadar mücadele etti. Bugünkü oyuncular da belki mücadele ediyor, ama bir gerçek var ki: beceri sıfırın altında.

Bir zamanlar bu formayı Ali Osman Renklibay, Ertan Adatepe, Halil İbrahim Eren, Hrubeş Mehmet, Augustine Ahinful, Hakan Keleş ve son dönemden Ali Sowe gibi isimler giydi.
Hepsi, yıllar geçse de Ankaragücü tarihindeki onurlu yerlerini aldı.

Ama bir de öyleleri var ki…
Kubilay Kanatsızkuş, Jeff Clark, Seyf Dawod, Jiri Masek, Zaur Sadayev, Bevic Moussiti-Oko…
Tarihin en kötü forvetleri arasında sayılırlar belki.
Ve şimdi o listeye bir isim daha ekleniyor:

ATAKAN GÜNER!

Sezon başından beri “Bu hafta patlayacak, yok bir sonraki hafta açılır” diye diye kendimizi avutuyoruz.
Ama yok!
Ne patlama var, ne ilerleme.
Karaman maçında, neredeyse boş kaleye kaçırdığı o son dakika pozisyonu… Sinirleri, moralleri, umutları yerle bir etti.

Bu takım zaten zor günlerden geçiyor.
Her gün bir şokla uyanıyoruz.
Tek tesellimiz sahadaki mücadeleydi onu da son dakikada elimizden aldı Atakan.

O yumuşak gelen topu, “profesyonelim” diyen herkesin atması gerekirdi.
Ama sen atamadın, Atakan.
O gol seni kahraman yapabilirdi.
Ama sen, ne yazık ki, “tarihin en kötü forvetleri” listesine adını büyük harflerle yazdırdın.
Belki ileride toparlanırsın, bilemem.
Ama bugün itibarıyla takımda sınıfı geçemeyen oyuncuların başında geldiğin kesin.
Sosyal medyada poz vermek yerine, keşke o son vuruşa çalışsaydın…

Gelelim maçın bana göre en iyisine:
Her zamanki gibi bin kilometre yol tepip takımı yalnız bırakmayan cefa­kâr taraftarlara.
Gerçek kahraman sizsiniz!
Siz her şeyin en iyisine layıksınız.
Sizlerin önünde saygıyla eğiliyorum.

Bu satırları kaleme alırken her zaman yapıcı fikirleriyle bana yol gösteren, futbol bilgisini paylaşmaktan hiç çekinmeyen Değerli Hocam Ramazan Yetkin’e ve Ankara basınının duayen ismi, her daim destekleriyle yanımda olan Orhan Sal’a sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.
Sporu konuşmak güzeldir ama doğru insanlarla konuşmak daha güzeldir.

Saygılarımla...