Çantalarımızı aldık; Skor Time ailesi olarak Atilla Kiper, Yılmaz Bilgen ve Orhan Sal’le birlikte düştük yola. İstikamet İzmir… Ege’nin incisi, güzel şehir. Açıkçası keyifli bir deplasman hayal ediyorduk. Ligin son sıralarına demir atmış, küme düşmesi neredeyse kesin gözüyle bakılan Altınordu FK karşısında rahat bir galibiyet, hatta 3-4 farklı bir skor bekliyorduk. Sonrasında dolu tribünler önünde Batman Spor maçına moralli çıkmak vardı aklımızda.

Ama futbol, kağıt üstünde oynanmıyor.

Zorlu bir yolculuğun ardından bizi daha da zorlayan bir tabloyla karşılaştık. Ankaragücü’ne karşı tutumunu artık gizlemeyen TFF, kulüp başkanının tüm girişimlerine rağmen maçın oynanacağı stadı değiştirmedi. “Stat” demeye bin şahit isteyen, adeta tesis içine sıkıştırılmış bir sahada oynamaya zorlandık. Ankara’dan büyük fedakârlıklarla gelen birçok taraftarımız, Başkanın çabalarıyla kontenjan 45 kişiden 100’e çıkarılmasına rağmen stada giremedi. “Ankaragücü engel tanımaz” diyerek maçı sahayı gören dağın üzerinden izlemek zorunda kalanlar oldu. İşte böyle bir ortamda oynandı bu maç.

Sahaya çıkan ilk 11 ise ayrı bir soru işaretiydi. Beyoğlu maçında kötü performans sergileyen kadroyla başlamak açıkçası hepimize garip geldi. “Nasıl olsa atarız” düşüncesi daha 20. saniyede buhar oldu. Sonrası mı? Boşa geçen bir ilk 45 dakika… Cılız ataklar, sürekli geriye oynayan, cesaretten uzak bir takım.

İkinci yarıda hocanın hamlelerle maçı çevireceğini düşündük. Nitekim golle başladık ama sonrası yine hayal kırıklığı. Geç kalan değişiklikler, oyuna müdahalede gecikmeler ve sonuç: iki puan daha kayıp.

Buradan açıkça söylemek gerekiyor: Recep Hoca bazı eleştirilere kulak vermeli. Orta sahada Yusuf Emre ısrarını anlamakta zorlanıyorum. Olmuyor hocam, gerçekten olmuyor. Takıma katkısı neredeyse sıfır ama inatla devam ediliyor. Miraç’a gelince… Bahis skandalından sonra sahaya döndün ama takıma dönemediğin çok net. Ne yaptığını bilmeyen bir görüntü var ve bu haliyle takıma zerre faydan yok.

Oysa tecrübeli oyuncular ve bu tarz problemler yaşanan isimler yokken; Atakan, Arda Doğan, Batuhan ve Muhammed Sevgili ile sahada çatır çatır oynuyor, maçlar kazanıyorduk. Ne zaman bu isimleri kenara itip eski alışkanlıklara döndük, hem gençler düştü hem takım tökezledi.

Bugün takımda sonucu değiştirebilecek tek oyuncu Enes. O da yoksa B planımız sıfır. Gol atamıyoruz, çözüm üretemiyoruz. Altınordu’nun toplam maaş bütçesi 10 milyon lira. Bizim sadece Yusuf Emre’ye verdiğimiz para bunun üzerinde. Sahada ortaya konan performansa bakınca insan ister istemez “Ben de bu kadar oynarım” demekten kendini alamıyor.

Artık neşteri vurma zamanı geldi. Takımda ciddi bir lakaytlık var, disiplin eksikliği bariz. Böyle zayıf bir rakiple berabere kalmışsın; oyuncuların moralsiz, başı önde olacakken havaalanında gülüşüp poz vermek, fotoğraf çektirmek kabul edilebilir değil. Biraz da ağırlığını hissedecek bu formanın. Umursamazlık can sıkıyor, hem de fazlasıyla.

Ankaragücü daha iyisini hak ediyor. Taraftar bu kadar fedakârlık yaparken, sahadaki ruh bu olmamalı.

Maç Sonrası Youtube Kanlımızdaki Yayınımızda sizleirn söyleyemediklerini Dile Getirdiğimizi Düşünüyoruz. Yayınımız aşağıdadır.