Ankaragücü’nde adeta kâbus gibi bir gece yaşadık. Elazığspor karşısında alınan 4-1’lik ağır yenilgi, sadece taraftarı değil, bizim gibi basın mensuplarını da derinden yaraladı. Açıkçası, yenilgiye değil, oynanan futbola üzüldüm. Takımda futbol adına en ufak bir iz bile yoktu.

Maça atak başlayan taraf Ankaragücü’ydü. Ancak kazanılan ilk kornerden yenen kontra golle takım geri düştü ve adeta maç o anda bitti. Ne acıdır ki, benzer bir senaryoyu milli takımda da yaşadık. İspanya karşısında yediğimiz gole bakın, aynı şekilde bir kontra, aynı şekilde savunma zafiyeti. Milli takımda bu durumun sorumlusu nasıl Montella ise, Ankaragücü’nde de sorumluluk Mustafa hocaya aittir.

Mustafa hocadan kimse şampiyonluk beklemiyor, ama bu kadar kötü futbol da beklemiyor. Takımda oyuncular ne dizilişi anlamış ne de taktiği. Sahada deyim yerindeyse "sudan çıkmış balık" gibi, başıboş bir görüntü sergiliyorlar. Kâğıt üzerinde ilk 11’in altı oyuncusu Süper Lig tecrübesine sahip. Ancak gençlerin onlara ayak uydurması gerekirken, tecrübeliler gençlere ayak uydurmuş durumda.

Asıl sorun, takımın taktik ve teknik anlamda hiçbir yönlendirme alamaması. Oyuncular ne yaptığını bilmiyor. Mustafa hoca, artık şapkasını önüne koymalı ve bu takımı bir takıma dönüştürmeli. Ayrıca sahada ciddi bir hoca baskısı hissediliyor. Oyuncular, sanki hocadan azar işitecekmiş gibi tedirgin oynuyor. Bu da oyunlarını olumsuz etkiliyor. Hocanın, bu psikolojik baskıdan da oyuncuları kurtarması şart. Aksi takdirde daha büyük hezimetler kapıda olabilir.

Elazığspor ise taş gibi bir takım görüntüsü verdi. Ne yaptıklarını biliyorlar, bir sistemleri var ve bunu en iyi şekilde uyguluyorlar. Ayrıca belirtmeden geçemeyeceğim; Elazığ’dan beş farklı medya kuruluşu maça gelmişti. Biz de elimizden geldiğince basın tribününde ağırladık. Elazığ yönetimi her maçta basına jest yaptıklarını iletti.

Ancak Ankara'da ne Ankaragücü ne de Gençlerbirliği yönetimleri basına bırakın jest yapmayı, bir teklif dahi etmiyorlar. Dün tribünlerden yükselen “Sahipsiz Ankara” tezahüratına, ben de kendi adıma “Sadece takımlar değil, basını da sahipsiz Ankara” diyerek katılıyorum.

Saygılarımla.
Bir Ankara basın mensubu