Ankaragücü, Kepez Spor karşısında aldığı kritik galibiyetle sadece puan değil, sezonun geri kalanına dair güçlü bir mesaj da verdi. Geçtiğimiz hafta neredeyse 80 dakikayı 10 kişi oynayarak kazanılan Buca maçının ardından gözler bu karşılaşmaya çevrilmişti. Çünkü sarı-lacivertlilerin son yıllardaki en büyük handikabı, bir galibiyetin devamını getirememesiydi. Ancak bu kez sahadaki görüntü bambaşkaydı.Takım, “Biz artık eski Ankaragücü değiliz” diyen bir özgüvenle mücadele etti.
Son haftalarda eleştirilen Atakan Güner, Kepez karşısında adeta kendi manifestosunu yazdı. Attığı iki klas golle hem maçın kaderine yön verdi hem de golcülük kalitesini tartışmasız şekilde ortaya koydu. Bu performans, sadece skora değil, takım içi rekabete de yeni bir boyut katmış durumda. Mervan için forma artık daha zor; Efe’nin bu bölgede sergilediği hareketlilik ise teknik heyetin elini güçlendiriyor.

Ankaragücü’nün hücum organizasyonlarında kilit rol üstlenen Enes Tepecik, bir kez daha takımın oyun aklını sahaya koydu.Attığı, attırdığı ya da hazırladığı pozisyonlarla sürekli oyunun içindeydi. Genç yaşına rağmen böylesine istikrarlı katkı vermesi, onu takımın vazgeçilmezlerinden biri hâline getiriyor.
Son haftalardaki çıkışıyla dikkat çeken bir diğer isim ise Mesut Kesik. Hem savunmada hem de orta alandaki dirençli oyunu, takımın dengesini yukarı taşıdı.Bu performansını sürdürmesi hâlinde, Ankaragücü’nün omurgasında kalıcı bir yer edinmesi sürpriz olmayacak.
Tek eksik ise tribünlerdi.Eryaman’daki boş koltuklar yine düşündürücüydü. Hava koşulları ağır değildi, rakip önemli bir engeldi, takım çıkıştaydı…
Ancak tribün desteği yine beklentinin çok altında kaldı.Maçı izlemeye gelen 1000–1500 taraftar, takdiri fazlasıyla hak ediyor. Fakat böylesine büyük bir camianın tribünleri dolduramaması, hâlâ çözülmesi gereken en önemli mesele olarak duruyor.
Yönetimin son dönemde yaptığı ödemeler ve sağlanan mali disiplin, kadrodaki huzura net şekilde yansımış görünüyor. Mutlu futbolcu daha çok mücadele eder; Ankaragücü de son iki haftadır bunun somut örneklerini sahaya koyuyor. Sarı-lacivertli ekip, oyunuyla, enerjisiyle ve ortaya koyduğu karakterle yukarıya doğru tırmanışa geçti. Bu çıkışın sürdürülebilir olması için tek eksik kalan unsur ise tribün desteği. Artık taraftara şu net çağrıyı yapmak gerekiyor:
Bu takım ayağa kalkmışken, siz de yanlarında olun. Hedefe giden yolda en büyük güç, dolu tribünlerden gelecek.