Futbolda bir klişe vardır: “Atanla tutanın iyi olacak.” Bu söz, hele ki alt liglerde mücadele eden takımlar için adeta bir kural kitabı maddesi gibi işler. Ne yazık ki Ankaragücü’nün en büyük problemi de tam olarak bu: atan yok!
Batman Petrolspor karşısında yaşananlar, aslında sezonun küçük bir özeti gibiydi. Evet, Batman Petrolspor bu ligin açık ara favorisi. Kurdukları kadro, taraftar desteği ve oynadıkları oyunla bunu fazlasıyla hak ediyorlar. Stadı tamamen doldurmuşlar, ateşli bir tribün desteğiyle takımına nefes veriyorlar. Biz ise Ankara gibi büyük bir şehirde, stadın çeyreğini bile dolduramıyoruz. Önce bu konuyu kendi içimizde sorgulamamız lazım. Taraftar kültüründe, motivasyonda ve sahiplenmede ciddi sıkıntılar var.
Gelelim maça…
Aslında sahaya iyi başlayan bizdik. Yusuf Emre Gültekin’in orta sahaya dönüşüyle oyun kimliğimiz belirginleşmiş, top bizde daha fazla kalmaya başlamıştı. Ancak ne yazık ki futbol sadece topa sahip olmakla kazanılmıyor. Maçın hemen başında yediğimiz gol, savunma zaaflarımızın acı bir özeti gibiydi. Görkem elinden geleni yaptı ama bu pozisyon "gel de at" dedirten cinstendi. Ceza sahası dışından gelen şutla skor 1-0 oldu ve geriye düştük.
İlk şoku atlattıktan sonra takım toparlandı. Mahmut ve Yusuf Emre'nin iş birliğiyle gelen harika gol, umutları yeniden yeşertti. Bu dakikadan sonra oyunun hakimi bizdik. Ancak bir türlü ikinci gol gelmedi. Futbolun değişmeyen kuralı devreye girdi: "Atamayana atarlar!" Ve öyle de oldu. Pozisyonları harcarken kalemizde ikinci golü gördük.
İkinci yarıda baskıyı arttırdık, pozisyon da bulduk ama bitiricilik yine yoktu. İşte tam da burada Ankaragücü’nün kronik problemi kendini tekrar gösterdi. Evet, tutanımız fena değil ama atanımız kesinlikle yetersiz. Atakan ve Mervan ne yazık ki bu beklentileri karşılamıyorlar. Sezon başından bu yana kendilerine her türlü destek verildi, şans da tanındı. Ancak olmadı, olmuyor.
Mervan yeni yeni forma giymeye başlasa da, bu saatten sonra işler nasıl değişir, kestirmek zor. Diğer yandan Mesut Emre'nin ısrarla ilk 11’de düşünülmemesi, sonradan oyuna giren Arda'nın ise sahaya neredeyse hiçbir katkı sunamaması düşündürücü. Ne yazık ki bu iki isim de artık takıma bir şey katamıyor. Hoca mutlaka bu bölgeler için yeni alternatifler hazırlamalı, yoksa daha kötü senaryolar kapıda.
Takım oyun olarak fena değil, pozisyona giriyor ama sonuç alamıyor. Oyuncuların mental olarak uyarılması şart. Sahada hala “her şey yolundaymış” havasında dolaşan isimler var. Bu rahatlık, bu vurdumduymazlık, takımı aşağıya çekiyor. Sadece Mahmut’un oyuna olan konsantrasyonu, bu gidişatı değiştirmeye yetmez.
Zaten kulüp içinde işler oldukça karışık. Yönetimsel problemler, yaklaşan seçim, idari belirsizlikler derken, saha dışı karmaşa sahaya da yansımış durumda. Bu şartlar altında Recep Hoca’nın işi gerçekten zor. Allah yardımcısı olsun diyoruz.
Ama şunu da unutmamak lazım: Bu camia çok şey başardı, yine başarabilir. Yeter ki "atanla tutan" sorunu bir an önce çözülüp, herkes üzerine düşeni yapsın.
Saygılarımla,
Bir Ankaragücü sevdalısı