Futbol bazen sadece skor değildir.Bazen duruş, bazen inanç, bazen de susup alkışlamayı bilmektir.
Daha üç hafta önce “Recep hocayı bu hafta yeriz” diyenlere, en net cevabı sahada Recep Hoca ve onun “evlatları” verdi. Bu takım, kelimenin tam anlamıyla bir aile oldu. Ailenin ne demek olduğunu görmek isteyenler için Ankaragücü’nün bugünkü hali en canlı örnektir.
Sezon başında “kümede kalırsak başarıdır” diyenler vardı. O zihniyet gitti. Yerine, “başarı inananlarındır” diyerek yola çıkan bir teknik ekip ve o inancı sahaya yansıtan futbolcular geldi. Büyük yürekliler… Ve bugün bu büyük yürekler, çok kritik bir virajdan alnının akıyla çıkmayı başardı.
Bu üç maç, Ankaragücü’nün bu ligde kendini nereye koyacağının turnusol kâğıdıydı.Ya orta sıralarda, amaçsız bir sezon geçirecekti…Ya da “Ankaragücü varsa umut vardır” dedirtecekti. Üçte üç yapan bu takım, cevabını net verdi.
İnegöl deplasmanı bu virajın son ve en zorlu etabıydı. Taş gibi bir takım, zor bir deplasman… Maça baskılı başlayan Ankaragücü, daha ilk dakikalarda “ben bu maçı alırım” dedi. Ardından kısa bir durgunluk yaşandı. Ancak asıl facia sahadaki futbol değil, hakem rezaletiydi.
Bele çarpan topa penaltı çalan, neredeyse tüm ikili mücadeleleri ev sahibine veren bir hakem yönetimi izledik. Bu artık hata değil, aleniyettir. “YUH” dedirten bu kararlar karşısında, onca dertle uğraşan Ankaragücü yönetiminin de artık harekete geçmesi gerekiyor. Bu hakemlerin Ankaragücü ile derdi ne? Öğrenilmeli ve çözüm üretilmelidir.
İlk yarı bittiğinde hepimizin aklından aynı cümle geçti:“Bir maç daha pisi pisine gidiyor.” Ama Recep Hoca, takımı ikinci yarıya öyle bir çıkardı ki…Pir çıkardı! On dakikada maç çözüldü.
Enes…
Yine attı.O attıkça yüzler gülüyor, Ankaragücü kazanıyor.
Bir parantez de Atakan Güner’e açmak şart. Haftalardır eleştirdiğim Atakan, son iki haftadır parmak ısırtıyor. Ayakla, kafayla, ne gerekiyorsa atıyor. Beykoz maçında kaçırdığı golden sonra soyunma odasının orada sitem etmiştim oda bana “Bir tane atsam gerisi gelecek” demişti. Geldi de… İki haftadır sesim kısıksa sebebi sensin aslanım. Sen gol at, benim sesim gitsin!
Bugün cezalısı, sakatı, 16 yaşındaki genci, 38 yaşındaki tecrübelisi… Herkes tek bir amaç için sahada. Recep Hoca önderliğinde bu takım zirveye doğru yürümüyor, koşuyor. Bir teşekkür de yönetime…
İlhami Bey’in bu sıkışık dönemde yapılan ödemelerle takıma sağladığı moral, sahaya doğrudan yansıdı. Son günlerde yönetimden sıkça “proje” kelimesini duyuyoruz. Artık projeleri görmek istiyoruz. Ankaragücü’ne faydası olacak her şeye, biz basın mensupları olarak destek vermeye hazırız. Ama icraat şart. Çünkü ne takımın, ne taraftarın, ne de Ankara’nın sabrı kaldı.
Artık hedef nettir: 1. Lig Nazar değmesin bu takıma…Bazen saygıyla eğilmek gerekir. Bugün, Ankaragücü buna fazlasıyla layık.
Saygılarımla.