Ne konuşayım, ne yazayım bilmiyorum… Sinirden elde tırnak kalmadı, başta saç. Hakem rezaletleri artık münferit değil, zincir haline geldi. Ve ne yazık ki bu zincirin en ağır halkalarından biri bugün Ankaragücü’nün boynuna geçirildi.
İskenderunspor – Ankaragücü maçı…
Hava güzel, tribünler dolu, taraftarın sesi gökyüzünü deliyor. Futbol için her şey hazır. Ama futbola dair her şeyi yok eden biri vardı sahada. Hakem demeye dilim varmıyor; çünkü bir hakem maçı yönetir, maçı katletmez.
İlk yarı dengeli geçti. Bahis cezasından dönen Mervan ve Miraç’la güçlenmiş bir Ankaragücü izleyeceğimizi düşünmüştük ama olmadı. Kendilerini hazır tutmamışlar çok net. Recep Hoca rakibi iyi analiz etmiş,dengede giden maçta etkili hucum ve gol de bunun sonucu olarak geldi. Güzel bir geçiş oyunu, Atakan Güner tabelada 1-0. Her şey yolunda gibiydi.
Ta ki Mesut sakatlanana kadar…
Son haftalarda artan kas sakatlıkları ciddi şekilde düşündürücü. Bu oyuncular neden bu kadar kolay sakatlanıyor? Yerine giren Mücahit ise sahada var mıydı yok muydu, gerçekten merak ediyorum. Mesut Emre’yi bu kadar arayacağımız aklımın ucundan geçmezdi ama her dakika yokluğu hissedildi. İlk yarı 1-0 bitti, ama hepimiz biliyorduk:
İskenderunspor bu baskıyla gol bulacaktı. Burada bir önlem gerekiyordu, gelmedi. Ve olan oldu… Arka arkaya gelen gollerle oyun elimizden kaydı. İşin kötüsü, İskenderunspor’dan çok bizim oyuncular rakibi gol atmaya zorladı. Miraç’la beraberliği yakaladık derken, akıl almaz gollerle yeniden yıkıldık.Ama maçın kırılma anı sorulacaksa, cevabı tek kelime: Penaltı.
Ya insan bir pozisyona bu kadar mı uzak olur? Oyuncuyla arasında 7-8 metre var. Temas yok, dokunma yok, pozisyon açık. Ama düdük çalınıyor. Neden? Çünkü kötü niyet var adalet yok. Bu karar bir hata değil, bir tercihti. Ankaragücü camiası artık bu tercihlerin tesadüf olduğuna inanmıyor. Türk futbolunda yaşananların bedelini neden hep aynı kulüpler ödüyor, sormak gerekiyor.
Bir diğer büyük sorun ise çok net: İlk 11’den sonra oyuna giren oyuncuların sıfır katkısı. Sahada nerede oynadığınızın farkında mısınız? Bu forma sıradan bir forma değil.
Bu performansla profesyonel ligler değil, amatör ligler bile fazla gelir. O formayı giymek herkese nasip olmaz, bunun kıymetini bilin.
Yönetim cephesine gelince… Maç öncesi yapılan ödeme bir jesttir, eyvallah. Ama Ankaragücü’nün sorunları jestlerle çözülmez. Yük birkaç yöneticinin omzuna bırakılmış, diğerleri fotoğraf karesinde. Bu kulüp böyle ayağa kalkmaz. Ya bu takımın önünü açın, Ya da elinizi cebinize koyun. Aksi halde bu kulübün yaşadığı her düşüşte, tarihin bir köşesinde adınız “seyirci kalanlar” olarak yazılır.
Bu da Ankaragücü’ne yapılabilecek en büyük ihanettir.
Saygılarımla…