Koca bir sezon bitti…
Eğrisiyle doğrusuyla, hatasıyla sevabıyla, inişiyle çıkışıyla uzun ve yorucu bir yolculuğun sonuna geldik. Kimi için başarı, kimi için hayal kırıklığı… Aslında her şey nereden baktığınıza bağlı.
Sezonun başına dönelim…
Küme düşmüş bir takım, üstüne iki dönem transfer yasağı… Yeni kurulan yönetim, Sayın Gazi Ercüment Tekin başkanlığında adeta ateşten gömlek giyerek göreve geldi. Ortada hazır bir kadro yoktu, ekonomik sıkıntılar büyüktü ve Ankaragücü kelimenin tam anlamıyla büyük bir enkaz devralmıştı.
Sezona Mustafa Kaplan ile başlandı. Transfer yasağı nedeniyle mevcut Türk oyuncularla yeniden anlaşma sağlandı. Zor şartlarda takım ayakta tutuldu. Bu süreçte fırsatı değerlendiren bazı oyuncular yüksek maliyetli sözleşmeler yaptı. Ancak göreve gelen Hikmet Doğanlı, kulübün menfaatleri adına birçok gereksiz yükü kaldırdı, mali yapıyı nefes aldırdı.
Sahadaki kötü gidişat yönetimi teknik değişime götürdü ve belki de sezonun kırılma noktası yaşandı. Göreve gelen Recep Karatepe, “kümede kalmak başarıdır” anlayışını reddederek hedefi yukarı taşıdı. Artık hedef; mücadele eden, inanan ve Play-Off kovalayan bir Ankaragücü’ydü.
Tam işler toparlanırken yaşanan maddi krizler yeni bir kongreyi beraberinde getirdi. Muhammed Yaman yönetimiyle geçen yaklaşık iki aylık belirsizlik süreci camia için en zor dönemlerden biri oldu. O karmaşa içinde takımı sahada ayakta tutan isim yine Recep Hoca’ydı.
Derken herkes “battık, bitti” derken bir isim çıktı…
“Para gerekiyorsa para, güç gerekiyorsa güç” diyerek sorumluluk alan ve kulübü yeniden ayağa kaldıran kişi İlhami Alparslan oldu. Belki de Yaman yönetiminin en büyük kazancı, onu yönetime dahil etmekti.
Bugün gelinen noktada şunu net söylemek gerekiyor:
Bu oyuncuların, bu camianın İlhami Başkan’a bir şampiyonluk borcu var. Çünkü Ankaragücü'ne yeniden umut oldu.
Maçları tek tek konuşmayacağım. Biz Play-Off’u aslında İnegöl maçında kaybettik. Ama bazen bir adım geri, iki adım ileri içindir. Bu sezon 2. Lig’de kalmak belki de uzun vadede daha doğru bir yeniden yapılanmanın başlangıcı oldu. Genç oyuncularla iyi bir hamur yoğruldu ve bu işin ustası da Recep Karatepe oldu.
Hataları oldu mu? Elbette oldu.
Ama doğruları, kazandırdığı ruh, sahaya yansıttığı karakter çok daha fazlaydı. Recep Hoca duruşuyla, adamlığıyla ve inancıyla Ankaragücü taraftarının gönlünde yer etti.
Bu takım bize yeniden heyecan yaşattı.
İşte asıl kazanç buydu.
Sezonu, medya ile teknik ekibin birlikteliğini simgeleyen güzel bir kareyle noktaladık. Şimdi gözler yeni sezonda…
Taraftarın dediği gibi:
Ankara’ya yakışır bir takım istiyoruz.
Ve inanıyoruz ki İlhami Başkan bunu başaracak.
Çünkü Ankaragücü yeniden ayağa kalktı.
Tebrikler hocam…
Tebrikler takım…