Futbolda bazı haftalar vardır…
Puan tablosundan daha fazlasını anlatır. Ruhu, inancı, karakteri ortaya çıkarır. İşte Ankara derbisi tam olarak böyle bir maçtı.
Son viraja girildi.
Stres herkesin omuzlarında. Hesap makineleri açılmış, ihtimaller konuşuluyor. Ama hâlâ inanan bir topluluk var… Az ama gerçek. Sevdası tribünde, kalbi sahada atan bir Ankaragücü taraftarı.
Bahara girerken, bayramın ardından nefes alan Ankara’ya yakışır bir derbi izledik: Ankaragücü – Sincan Belediye Ankaraspor.
Öncelikle hakkı teslim etmek gerekir. Sincan Belediye Ankaraspor bu sezon futbolun dışında yaşanabilecek neredeyse her zorluğu yaşadı. Bahis skandalı iddiaları, soruşturmalar, gözaltılar… Bir kulübü dağıtabilecek süreçler.
Ama burada önemli olan şu: Dağılmadılar.
Başkan Mehmet Emin Katipoğlu ve teknik direktör Bahattin Hoca sırt sırta verdi, sağlam bir yapı kurdu. Sahada mücadele eden, karakter koyan bir takım ortaya çıkardılar.
Bir Ankaralı spor insanı ve gazeteci olarak teşekkür etmeyi borç bilirim. Ankara futboluna yapılan her katkı, bu şehrin geleceğine yapılan yatırımdır.
Ankaragücü cephesinde ise maçın anlamı çok büyüktü. Recep hocanın cezalı olduğu haftada oynanan bu mücadele, iki takım için de play-off yolunda kader niteliğindeydi.
Ve açık konuşalım… Ankaragücü’nün yeri buralar değil. Belki son virajlarda futbol estetiği beklenmez ama dün izlediğimiz mücadele tam anlamıyla Süper Lig tadındaydı. Sarı-lacivertliler oyunu domine etti, temposunu kabul ettirdi ancak sezon boyunca yaşanan problem yine sahnedeydi:
Son vuruş kalitesi.
Atakan dün sahada inanılmaz istekliydi. Mücadele etti, denedi ama gol yine gelmedi. Bu durum onu strese sokuyor. Oysa sakin kaldığında o golleri atabilecek kaliteye sahip. Futbol bazen sabır oyunudur.
Sezon başından beri beğendiğim Mahmut, sezonun son bölümüne girerken fiziksel düşüş yaşıyor. İstek var ama vücut sinyal veriyor. Eğer play-off gelirse ona çok ihtiyaç olacak. Dinlenip güçlü dönmesi şart.
Takımın iki motoru ise tartışmasız: Mesut Emre Kesik, Fatih Arhan Adeta makine gibiler. Sahada durmadan çalışan, oyunun yükünü taşıyan iki dinamo. Ve İsmail Sahaya girer girmez farkını hissettirdi. Muğla maçında ne kadar arandığı bir kez daha ortaya çıktı.
Maçın son bölümü yine klasik Ankaragücü senaryosu…
Yenilen gol, peş peşe oyuncu değişiklikleri, savunmaya yapılan hamleler derken bir anda sahada neredeyse 7 savunma oyuncusu vardı. Amaç skoru korumaktı; oyun biraz çorbaya döndü. Yine de önemli olan yazıldı: 3 puan Moral İnanç Şimdi önümüzde 6 maç var. İnegöl dışında görece daha zayıf rakiplerle oynanacak. Benim hesabım net: En az 15 puan. Şanlıurfa veya Adana 01’den biri aşağı inecek, Ankaragücü yukarı çıkacak. Bu sadece temenni değil, sahadaki görüntünün verdiği bir inanç.
Gelelim en can yakıcı meseleye…Taraftar. Neden gelmiyor? Neden takım yalnız bırakılıyor?
Yönetim elinden geleni yapıyor. Başkan şehir dinamiklerini harekete geçirmek için mücadele ediyor ama tribünler hâlâ boş. Ankaragücü’nün bugün en çok ihtiyacı olan şey transfer değil… taktik değil… sistem değil…Taraftar. Bu takım sahipsiz kalmamalı.
Eryaman artık dolmalı. Çünkü Ankaragücü tribünü dolduğunda sadece bir stat dolmaz… Bir şehir ayağa kalkar. Artık vakit geldi.
Dolsun Eryaman… başlasın show!