Ankaragücü artık yalnızca kazanmıyor; yeniden Ankaragücü gibi oynamaya başlıyor. İnegölspor karşısındaki 4-1’lik galibiyetten daha kıymetli olan da tam olarak buydu. Dün maçın ardından söyledim: “Bu futbol taraftarı tribüne çeker, bundan sonra her maç final havasında geçer.”

Çünkü Ankaragücü, İnegölspor karşısında daha ilk dakikadan 90. dakikaya kadar sahada tek bir mesaj verdi:

“Ben buranın sefiriyim!”

Skor tabelasında 4-1 yazıyor. Ama maçı izleyen herkes biliyor ki son vuruşlarda biraz daha dikkatli olunsa bugün 8-1’i, 9-1’i konuşuyor olabilirdik. Fakat hiç önemli değil. Çünkü bazen oynanan oyun, alınan skordan daha değerlidir. Ankaragücü adına bu maç da tam olarak böyle bir maçtı.

Geçen hafta Karacabey deplasmanından sonra, “Lig Ankaragücü için şimdi başlıyor” demiştik. Yanılmadık. Karacabey’in ardından İnegölspor karşısında da farklı kazanıldı. Ama beni asıl umutlandıran altı puandan ziyade takımın görüntüsü. Ankaragücü artık kendine geliyor. Takım form tutmaya, oyuncular birbirlerini daha iyi anlamaya başladı. Sahada ne yapmak istediğini bilen bir takım görüntüsü ortaya çıkıyor. Bu yüzden önümüzdeki haftalara artık çok daha farklı bakabiliriz.

İnegölspor adına ise üzüldüm. Geçen sezon bizi play-off’tan eden takımın bugün geldiği nokta gerçekten düşündürücü. Çok kötü bir takım görüntüsü verdiler. Ama bu onların problemi.Biz kendi hikâyemize bakalım.

Maç öncesinde kadroyu gördüğümüzde sürpriz yoktu. Geçen hafta kazanan kadro yine sahadaydı. Doğrusu da buydu. Recep Hoca, Karacabey’de ortaya çıkan olumlu havayı bozmadı. Çünkü geçen haftaki mücadele, bir şeylerin düzelmeye başladığının ilk ciddi işaretiydi. Ve bu tercihin karşılığını aldı.

Sezonun başlangıcında Recep Hocamızı çok eleştirdik. Bugün ise hakkını teslim etmek gerekiyor. Hataları yok mu? Elbette var. Ama Recep Hoca da takımla beraber her hafta üzerine koyuyor. Özellikle kulübeden gelen oyuncuların hazır olması da teknik heyetin hanesine yazılması gereken önemli bir artı. Biz eleştiriyorsak daha iyisi olsun diye eleştiriyoruz. Hocamıza bir damla bile katkımız oluyorsa, farklı bir bakış açısı sunabiliyorsak ne mutlu bize. Çünkü Recep Hoca her şeyin en iyisini hak ediyor. Bir de şu oyuncu değişikliklerine biraz daha erken müdahale ederse…Tadından yenmez!

Gelelim özellikle konuşmamız gereken isimlerden birine: Mert Can.

Geçen hafta dikkatimi çeken oyunculardan biriydi. İnegölspor karşısında da maçın yıldızlarından biri oldu. Diego’nun sakatlığının ardından adeta güneş gibi doğdu. Savunmayı toparlıyor, mücadeleden kaçmıyor, takımının ihtiyacı olan hemen her şeyi yapmaya çalışıyor. Hızı var. Oyun görüşü var. Cesareti var. Onu izlerken insana “İşte bu!” dedirten bir futbol ortaya koyuyor. Buradan kendisine söyleyelim: Önün açık evlat. Böyle devam et. Daha da iyi olacaksın. Çünkü kalite her yerinden akıyor.

Ve gelelim hücum hattına…

Önce Aşk Adamı Mervan.

Onu artık uzun uzun anlatmaya gerek yok. Bu ligin üzerinde bir oyuncu olduğunu defalarca söyledik. Evet, geçmişte çok eleştirdik. Ama bizim eleştirimiz hiçbir zaman futbolculuğuna değildi. Futbol dışındaki işlerle fazla ilgilenmesi ve kendisini tamamen takıma veremediğini düşünmemizdi. Şimdi karşımızda başka bir Mervan var. Tamamen takımına odaklanmış, sadece futbolunu düşünen bir Mervan…

Sonuç?

İnegölspor karşısında iki gol ve yıldızlar gibi parlayan bir forvet. Bizim “Aşk Adamı” geri döndü. Böyle devam ederse bu ligde savunmaların işi gerçekten çok zor.

Bir de Makine Atakan Güner var.

Onu da çok eleştirdik. Basın tribününde hakkında iddialara bile girdik. Ama özellikle son iki haftada başka bir Atakan izliyoruz. Atıyor, attırıyor, kaçırıyor ama vazgeçmiyor. Dönüyor, mücadele ediyor, gerektiğinde tekmeye kafasını sokuyor.

Başkanımızın ona taktığı lakapla biz de artık sesleniyoruz:

“Makine!”

Geçen hafta kendisine söylemiştim: “Sen iyisin. Birinde olmazsa diğerinde atacaksın. Moralini bozmadan devam et.” Makine abisini dinliyor! Her hafta üzerine koya koya gidiyor. Aferin Makine…

Şimdi basın tribünündeki iddiamızı değiştirdik:

Bu sezon gol kralı kim olacak? Aşk Adamı Mervan mı, Makine Atakan mı?

Umarım sezon boyunca bizim tartışmamız bu olur.

Sahadaki herkes görevini yaptı. Yusuf Emre Gültekin'in gol atması degerli. Bu takımın abisi en fazla ihtiyac duyulan oyuncusu inşallah bu gül onu kendine getirir eski günlerine döner ve bize resital izlettirir. Kısacası Futbolcular mücadele etti, teknik heyet karşılığını aldı, tribün takımına sahip çıktı. İlhami Başkan da bu tabloyu cevapsız bırakır mı? Yine üzerine düşenden fazlasını yaptı. Sonuçta bugün futbolcu mutlu, teknik heyet mutlu, yönetim mutlu, taraftar mutlu, biz basın mensupları mutluyuz. Daha da önemlisi, artık önümüze başka türlü bakıyoruz.

Tam takım form tutmuşken bay haftasının gelmesi belki biraz kötü oldu. Oluşan ivmenin devam etmesini isterdik. Ama yapacak bir şey yok. Şimdi önümüzde yeni bir hedef var:

Fethiye deplasmanı.

İnşallah orada da gereken yapılacak ve yüzler gülmeye devam edecek. Çünkü bu takım mücadele ettikçe, bu futbolu oynadıkça ve sahaya Ankaragücü karakterini koydukça tribünler de arkasından gelecektir.

Dün söyledim, bugün bir kez daha söylüyorum:

Bu futbol taraftarı tribüne çeker.

Ve bundan sonra Ankaragücü için gerçekten…Her maç bir final!

Siz mutlu, bizler mutlu…