Ankaragücü sonunda şeytanın bacağını kırdı. Karacabey deplasmanında alınan 4-1’lik galibiyet, tabelaya yazılan sıradan bir üç puandan çok daha fazlasıydı. Çünkü futbolda bazı galibiyetler vardır; değeri yalnızca puan cetveliyle ölçülmez. Takıma nefes aldırır, oyuncuya özgüven kazandırır, camianın üzerindeki baskıyı azaltır. Bana göre bu da tam olarak öyle bir galibiyetti.

Maçtan önce Ankara’dan bir grup gazeteci olarak “Takımın böyle zor bir döneminde yanında olalım, maçı yerinde takip edelim” düşüncesiyle yola çıktık.Skor Time Ekibi olarak Mottomuzda buydu bizim Ankaragücü Nereye Biz oraya. Deplasmanlarda Ankara’dan gelen tanıdık yüzleri görmek önemlidir. İnsan psikolojisi böyledir; arkanızda sizi destekleyen birilerinin olduğunu bilmek moral verir, insana kendisini daha güçlü hissettirir.

Futbolu uzun yıllardır takip edenler bilir, bazen maçın nasıl geçeceğinin kokusunu daha ısınmada alırsınız. Ben de futbolcuları ısınırken izlediğimde içimden “Bugün bu maçı kazanacağız” dedim. Hatta yanımdaki gazeteci arkadaşlarıma da aynı şeyi söyledim. Takımın enerjisi bana bunu hissettirdi ve sonuçta yanılmadık.

Maç öncesinde dikkatimi çeken güzel görüntülerden biri de İlhami Başkan’ın stat önünde taraftarlarla sohbet etmesiydi. Sorular soruldu, cevaplar verildi. Resmiyetten uzak, doğal ve samimi bir sohbet ortaya çıktı. Başkan-taraftar ilişkisi açısından bu görüntüleri değerli buluyorum.

İlhami Başkan’ın kıymetini bilmek gerekiyor. Bugün Ankaragücü’nün önünde FIFA dosyalarından SGK ve vergi borçlarına kadar çözülmesi gereken ciddi meseleler var. Başkan ve yönetim bunlarla mücadele ediyor. Elbette başkan eleştirilebilir, yönetim eleştirilebilir. Gazetecinin görevi de gerektiğinde eleştirmektir. Ancak eleştiriyle hakaret ve mesnetsiz suçlamaları birbirinden ayırmak lazım.

Başkana orada da, daha önce yaptığımız telefon görüşmelerinde de söylediğim bir şey var: Sosyal medyada yazılan her şeye takılma başkan. Sosyal medya dipsiz bir kuyu. Gerçek insanların samimi eleştirileri de var, kimliği belli olmayan hesapların ne amaçla yazıldığı bilinmeyen paylaşımları da... Bunların tamamını ciddiye alıp moral bozmanın kimseye faydası yok. Ankaragücü yeniden kafasını kaldırmaya çalışıyor. Önemli olan bu mücadeleden vazgeçmemek.

Gelelim sahaya...

4-1’lik skor güzel ama bu skor bizi yanıltmasın. Karşılaşmayı iki ayrı bölümde değerlendirmek gerekiyor: 11’e 11 oynanan bölüm ve Karacabey’in 10 kişi kaldığı bölüm.

Karacabey maça daha iyi başlayan taraftı. Kırmızı karta kadar karşılaşma ortadaydı, hatta bazı bölümlerde ev sahibine daha yakın görünüyordu. Kırmızı karttan sonra doğal olarak bütün dengeler değişti ve Ankaragücü oyunun kontrolünü daha fazla eline aldı. Sonuçta dört golle gelen önemli bir galibiyet çıktı.

Ancak “4-1 kazandık, her şey yolunda” dersek kendimizi kandırmış oluruz.

Recep Hoca’nın çözmesi gereken problemler hâlâ var. Dört hafta geçti ve takım oyunu benim görmek istediğim seviyeye henüz ulaşmadı. Aynı oyuncularla, aynı düzenle devam edip her hafta farklı bir oyun beklemek de çok gerçekçi değil. Hocanın daha efektif oyuncuları işin içine sokması ve zaman zaman sistem üzerinde değişikliklere gitmesi gerektiğini düşünüyorum.

Özellikle genç oyuncular konusunda daha cesur olunmalı. Furkan ve Batuhan gibi isimlerin artık ilk 11’i daha fazla zorlaması gerekiyor. Gençleri keserek sorunları çözmek yerine onları kazanmak Ankaragücü’nün geleceği açısından daha değerli olacaktır.

Yusuf Emre Gültekin konusunda da artık bir karar verilmesi gerekiyor. Ya bu oyuncuyu yeniden kazanacağız ya da farklı çözümlere yöneleceğiz. Mertcan’ın forvet yerine asıl bölgesi olan stopere dönmesi ise doğru bir tercihti. Orada nasıl bir oyuncu olduğunu gördük. Top ayağına geldiğinde ve kendi bölgesinde oynadığında kaliteyi hissettiriyor.

Takımın kâğıt üzerinde maçın kaderini değiştirebilecek önemli isimleri var. Enes ve Mervan bunların başında geliyor. Fakat şu an ikisinin görüntüsü siyahla beyaz kadar farklı.

Enes’ten beklenti büyük. Çünkü yeteneğini biliyoruz. Maçı değiştirebilecek kapasitesi olduğunu da biliyoruz. Ancak son dönemde beklediğimiz Enes sahada yok. Oyundan kopuyor, zaman zaman gereğinden fazla rahat davranıyor. En iyilerden biri olması ve gerektiğinde takımı sırtlaması beklenen Enes’in artık kendine gelmesi lazım. Ankaragücü’nün onun gerçek performansına ihtiyacı var.

Mervan ise tam tersine her hafta üzerine koyuyor. Mücadele ediyor, sorumluluk alıyor ve takım için elinden geleni yapıyor. Geçmişte kendisini çok eleştirdik. Eleştirdiğimiz zaman nasıl yazdıysak bugün de hakkını teslim etmek zorundayız. Aşkın adamı bu sezon gerçekten yıldız gibi parlıyor. Böyle devam etsin çünkü takımın ona ihtiyacı var.

Bir de Atakan var...

Maçtan önce kendisiyle konuşurken, “Artık şeytanın bacağını kır” dedim. Hatta bunun üzerine iddiaya da girdim. O da söylediği gibi abisini yanıltmadı. Golleri ve asistiyle maçın öne çıkan isimlerinden biri oldu. Atakan’a söyleyeceğim çok basit: Sen iyi futbolcusun, daha da iyi olabilirsin. Kendine güven ve çalışmaya devam et. Gerisi zaten gelecektir.

Özetle Karacabey galibiyeti Ankaragücü açısından çok değerliydi. Elbette sevineceğiz. Ancak sevincin, sahadaki eksikleri görmemize engel olmaması gerekiyor.

Hocam, dört hafta geride kaldı. Takım oyunu hâlâ istenilen seviyede değil. Eminim oynanan futbol seni de tamamen tatmin etmiyordur. Artık bu takımın takır takır oynaması, izleyen taraftarın ağzında güzel bir tat bırakması gerekiyor. 2-0 öndeyken ve rakip 10 kişiyken baskı yemek, zaman zaman skoru korumaya çalışan taraf görüntüsü vermek Ankaragücü adına hoş bir görüntü değil.

Bunu da en kısa zamanda çözmen gerekiyor hocam. Çünkü değerlisin, seviliyorsun ve bu camia senden başarılı olmanı istiyor.

Maç sonrasında Yılmaz Bilgen ve Görkem Çayan ile gerçekleştirdiğimiz Skor Time programının gördüğü büyük ilgi de ayrıca bizi mutlu etti. Demek ki bazı şeyler skorla da doğru orantılı. Takım kazandıkça, iyi futbol geldikçe insanların Ankaragücü’ne olan heyecanı yeniden yükseliyor. Güzel oyun ve galibiyetler devam ettiği zaman Eryaman tribünlerinin yeniden dolacağının en büyük göstergesi de bu. Çünkü Ankaragücü taraftarıyla daha güzel.

Bizi takip eden, yorum yapan ve destekleyen bütün Ankaragüçlülere de buradan teşekkür ediyorum. Biz de bu büyük camiaya bir nebze olsun bir şeyler aktarabiliyorsak ne mutlu bize.

Şeytanın bacağı kırıldı. Üç puan geldi, nefesler biraz olsun alındı.

Şimdi sıra, bu galibiyetin üzerine Ankaragücü’ne yakışan futbolu koymakta...

Saygılarımla.